Sınıflarda ışıksız

Irmak Akman, irmak@de-da-dergi.com

eğitim yazısı basılı
Çizim: Pınar Dönmez

Sonbaharı çok severim. Özellikle Türkiye’de rehavet içinde geçen sıcak yaz aylarından sonra herkes işine döner, aradığınız kişiyi yerinde bulabilmeye başlarsınız, işler yürümeye başlar. Okulu bitirdiğimden bu yana 10 yılı aşkın zaman geçmesine rağmen Eylül ayının ilk serin rüzgarları bana hep okula dönüşü çağrıştırır. Okumaya devam et

Reklamlar

Kes-kazan, koru-kazan: Ağaç

Elif Mercan, sanemelifmercan@gmail.com

KesKazan_KoruKazan_ElifMercan
Çizim: Elif Mercan

“Özellikle son iki yüzyılda insanlık doğanın dengesini kısa vadeli çıkarları için, öldüresiye bozdu. Türkiye’de bu iş son 50-60 yılda yapıldı. Geleceklerini düşünen gelişmiş ülkeler yaptıkları yanlışın ayrımına varıp, doğalarını yeniden büyük ölçüde kazandılar. Bu arada yeniden kazanılamayacak kayıplar da oldu,” (1) der Necati Güvenç Mamıkoğlu kitabında. Yakın aralıklarla tazelenen doğa katliamları sonrasında benzer minvalde cümlelere yazılı medyada da rastlayan bizlerin ağaç katliamlarına verdiği tepki, halihazırda bekleyen kızgınlığımızla birleşince kabarıp taşıyor. Meselenin karşı muhatabı sermayenin akıtıldığı havuzunda sabah akşam yüzüyor, bunu biliyoruz. Peki koruma hareketimizin temelinde, birilerinin katliamlardan kârlı çıkıyor oluşu mu, ağaçlandırmanın önemini biliyor oluşumuz mu, yoksa ağaca duyduğumuz koşulsuz sevgi mi var? Okumaya devam et

“Bildiğimizi sandıklarımız,” “bilmediğimizi bildiklerimize” karşı

Melis Oğuz, meloguz@gmail.com

Bu yaz, çok uzun zaman sonra gerçek bir tatil yapabildim. İşler ve güçler kenarda bekledi; ben uyudum, düşündüm, okudum, yürüdüm, ailemle vakit geçirdim. İnsan beyninin diğer tüm meşguliyetlerini (tümünü olmasa da, en azından yoğun meşguliyetlerini) kenara bıraktığında okuduklarından daha fazlasını alabiliyormuş meğer. Sadece kendi kendime okumakla da kalmadım; bazen anneme, bazen kuzenime sesli okudum; sonra okuduklarımın düşündürdüklerini anlattım, tartıştık bazen, bazen yeni bilgilere vakıf olduk ailecek. Onca okuma seansından sonra ise, benim için bu yaza damgasını Christopher Chabris ve Daniel Simons tarafından kaleme alınan kitap vurdu. Okumaya devam et

Genimle oynar mısın?

Canan Gündüz, canangunduzz@gmail.com

deda dna
Görsel tasarım: Can Gündüz

“Genetik” kelimesi, bilim adamlarının laboratuvar ortamından dışarı çıkamazmışcasına bir çekinceyle, sanki gündelik sohbetlerde hak ettiği yeri bulamıyor. Halbuki, farkında olmadan, çok daha içgüdüsel ve geleneksel şekillerde, kendi mikrokozmosumuzun genetik mühendisliğini yapıyoruz ve de doğanın kendi genetik dönüşümüne tanık oluyoruz. Daha lezzetli meyveler yemek üzere aşıladığımız bahçelerimizdeki meyve ağaçları, sevimli yavrular elde etmek üzere komşunun cins köpeğiyle çiftleştirdiğimiz köpeğimiz ya da güzel ve iyi huylu çocuklar dünyaya getirmek için seçtiğimiz eşler, “oğlan dayıya, kız halaya” teorisi ve Mahmut Tuncer, en basit şekilleriyle hibridleşmenin gündelik hayatımıza yansımalarını gösteren örnekler. Bizler de hayatımız boyunca genetik ya da hibrid kelimelerini telaffuz etmesek, en fazla bazen “şeker bizde ırsi” gibi cümlelerle ima etsek de, aktif ve pasif roller ile genetik değişimlerden bilim adamları kadar sorumluyuz. Büyük bir sorun ise, genlerin sadece daha iyi fırsatlar için hizmet etmek üzere oldukları gibi durmayıp, mutasyonlar sonucu ya da kalıtım kaskadının türlü latifeleri sonucu, tedavisi çoğu zaman olmayan hastalıklara da neden olmalarından kaynaklanıyor. John Lennon’ın ünlü sözünden yola çıkarak cümleyi tekrar kuracak olursak; “Genetik, sen planlar yaparken başına gelenlerdir” belki de… Okumaya devam et

Kentler kimin için yenileniyor?

Nihan Akyelken, n.akyelken@gmail.com

kentler basili
Çizim: Pınar Dönmez

Kuşkusuz ki, çevresel ve ekonomik krizler için üretilen her türlü “alternatif” çözümün yenilik temelli (inovasyon) olması, 21.yüzyılın en belirleyici özelliklerinden. Aslında geçmişte de, teknolojik geçiş süreçleri genelde ürün, hizmet veya sistemlerde yenilikçi zihniyetin etrafında şekillenmiştir. Ancak, 21. yüzyılda gerçekleşen teknolojik ve davranışsal geçişler, bu süreçlere addedilen siyasi ve sosyal çağrışımlarla belli duruşları simgeler hale de geldi. Zira bu yenilikler, kapitalizmin – daha öncesinde hiç yaşamadığı kadar yoğun – bir kriz dönemine denk geliyor. Okumaya devam et

İnsan Halil

Devrim Alp, devrimalpozay76@gmail.com

Sabah yerinden sıçrayarak uyandı. Karısı Zeliha yanında uyuyordu. Saat 06:30’du. Bugün mesaisi yoktu ve her Pazar yaptığı gibi kahveye gidip arkadaşlarıyla okey oynayıp oyalanacak, akşam karısının pişirdiği bulgur aşını yiyecek, “su ısıt Zeliha” deyip halvet olup abdestini alıp uyuyacaktı. Nedense içinde bunları yapmak için hiçbir istek yoktu. Okumaya devam et

Yevmiye

Mithat Erdoğan, mithaterdogan3984@gmail.com

yevmiye
Fotoğraf: Mithat Erdoğan

“Hep Gazanfer abinin işleri bunlar!” diye söylendi kendi kendine. Dün akşam Zeyrek’ten Fatih’e bekar odasına doğru seğirtirken yolda karşılaşmışlar, “Cemil, Salı sabahı yanıma uğra bir boya işi var, seni de yollayayım,” demişti. Eminönü’nde yediği balık ekmek – helva sonrası çay isteği giderek arttığı için şaklattığı damağını bir kez de keyifle şaklatmış ve “İyi lan, yarının da yevmiyesi çıktı!” diye sevinmişti. Okumaya devam et